Bugün size çok sorulan bir konuyla ilgili bir şeyler yazmak istedim: yazar olmak. Bana o kadar çok soruluyor ki artık bu süreci tüm şeffaflığıyla anlatma zamanı geldi diye düşündüm. Eğer yazar olma düşünceniz varsa ya da halihazırda çıkan bir kitabınız var ama tanıtamıyorsanız, bu yazıyı mutlaka okuyun.
İlk kitabım 2014 yılında yayınlandı. O günden bugüne 8 farklı türde 50'den fazla kitap çıkardım. Bu süreçte gördüklerimi, yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi size tüm çıplaklığıyla anlatacağım.
Şimdiden uyarayım: eğer bu söylemlerim şevkinizi kırıyorsa okumayı burada bırakın çünkü yazının devamındaki gerçekler canınızı daha çok acıtacak. Ama benden başka kimse size bunları söylemeyecek. Siz aynı tecrübeleri edindiğinizde ise büyük umutlarla çıktığınız bu yolda hem zamanınızdan hem paranızdan olmuş olacaksınız. Bu nedenle yazıyı dikkatle okumanızı, yılların tecrübesini ciddiye almanızı ve emeğe saygı olarak yazıyı yorumlamanızı rica ediyorum.
Kitap Nasıl Yazılır?
Konuyu çok dağıtmadan önce şunu söyleyeyim: kitap yazmak için öyle özel bir beceriye sahip olmanıza gerek yok. Edebiyatı, Türkçe kullanımını dört dörtlük bilmenize de gerek yok. Eskiden bunlar önemli konulardı ama bugünlerde Word kendi düzeltiyor çoğu şeyi, onun eksik kaldığı yerde de yapay zekâ her şeyi düzeltiyor. Emin olun bu ikisi size bir yayınevi editöründen daha fazlasını sağlıyor.
Bu nedenle yazmak istiyorsanız açın bir Word belgesi, yazabildiğiniz kadar yazın. Ne yazdığınızın bir önemi yok, sadece yazın. Sonrasında zaten araştıra araştıra nasıl olması gerektiğini öğreneceksiniz. Benim gibi yüzlerce web sitesi ve kaynak kitap taramanıza da gerek yok çünkü yapay zekâ bu konuda da sizi en doğru şekilde yönlendirecektir. Yazdıklarınız en çok hangi edebi türe uygun, o türde nasıl bir kitap düzeni oluşturmanız gerekiyor... Hepsi artık çok kolay ulaşılabilecek bilgiler. Hem de öyle saçma sapan editörlerin kaprisini çekmenize de gerek yok, yapay zekâ onların en iyisinden daha iyi yardımcı olacaktır size.
Ama bu konuda size bir tavsiyem var: hangi türde kitap yazacaksanız, o türün son 10 yılda çok satan en az 100 kitabını okuyun, inceleyin, nelere dikkat edildiğini anlayın ve ondan sonra yazmaya başlayın. Edebi bir metin çıkarayım derken çöp ortaya koymayın. Bakın, gidip edebi değeri olan yazarları inceleyin demiyorum, çok satan kitaplardan bahsediyorum. Zira edebi nitelikteki eserler artık eskisi kadar önemli değil. Kitabınızda işlediğiniz konunun, kitabın edebi niteliğinin artık ne okuyucunun ne de yayınevlerinin umurunda olduğunu düşünüyorum. Popüler kültürü temsil etmeyen kitaplar neredeyse yok hükmünde ve eğer o yoldan ilerlerseniz işiniz diğer yazarlara göre 10 kat daha zor.
Bir de şunu söyleyeyim: size "bu edebi olarak çok kötü" diyenler çıkacaktır. Kulak asmayın. O insanlarla ilişkinizi kesin. Hayatlarında hiçbir başarıları olmayan ama ellerinde bir diploma var diye kendilerini edebiyatın sahibi zanneden, size yardımcı olmaktan ziyade sizi ezme zihniyetiyle hareket eden bir güruhtur çoğu. Köstek olmaktan başka hiçbir işe yaramazlar.
Kitap Basma Süreci: Arka Kapıyı Açıyorum
Kitabı yazdınız ama nasıl kitaplaştıracağınızı bilmiyorsunuz. İnternetten araştırdınız, bir sürü yayınevi çıktı karşınıza, bir sürü vaat verilmiş ama gerçekten yerine getiriliyor mu bilen yok. Yayınevleriyle uzun zamandır kavgalı biri olarak size olayın arka kapısını açayım ve edebiyatın nasıl can çekiştiğini görün.
Günümüzde üç farklı yayınevi tipi var. Hepsini tek tek anlatacağım.
1. Geleneksel Yayınevleri
Bunlar Türkiye'nin en büyük yayınevleridir. Bastıkları kitaplar çok satanlar listesinde yer alır, kitaplarınızı gerçekten kitapevlerine dağıtırlar, parayla kitabınızı basmazlar ve gerçek yazarlığı ancak bu yayınevlerinde yaşayabilirsiniz.
Eskiden posta ile özgeçmişinizi ve kitap dosyanızı iletirdiniz; eğer gerçek anlamda edebi değeri varsa size dönerlerdi ya da ret cevabı gönderirlerdi. Bugünlerde olaylar biraz daha mail üzerinden dönmeye başladı. Kitabınızı ve özgeçmişinizi gönderirsiniz; bazıları 3 ay, bazıları 6 ay, bazıları 12 ay beklemeniz gerektiğini söyler ama ne 3, ne 6, ne de 12 ay içinde hiçbir dönüş gelmez. Belki kitabınızı hiç görmezler, belki maili direkt silip incelemezler bile ama sizin bundan hiç haberiniz olmaz.
Şaka sanmayın, gerçekten Türkiye'nin en büyük yayınevlerinin tavrı tam olarak böyle. Ekşi Sözlük'te bir adam 26 yayınevine göndermiş yıllarca yazdığı kitabı ve hiçbir dönüş alamamış. Oysa yıllarınızı harcadığınız bir esere en azından ret cevabı almak hakkınız. Madem çok başvuran var, o zaman yılda sadece 1.000 başvuru alsınlar; binlerce başvuru alıp yüzde 99'una dönmemek insani bir şey değil.
Bu yayınevlerini nasıl bulacağınızı merak ediyorsanız yapmanız gereken şey basit: Kitapyurdu'na girin, çok satanlar listesini yıl yıl inceleyin. Sol tarafta zaten kitapların hangi yayınevlerine ait olduğu görünüyor. Geneli işte o geleneksel yayınevleridir.
Ama geleneksel diye parayla basmıyor demek de doğru değil. Bazıları yüklü paralarla, minimum 250 bin TL'den başlayan fiyatlarla başvuru kabul ediyor; bu tutar milyonlara kadar gidebilir. Tavsiye eder miyim? Asla etmem. Çünkü o parayı yüzde 90 ihtimalle amorti bile edemeyeceksiniz. Neden mi? Çünkü kitabınızı parayla basıyorsanız, asla gerçek bir geleneksel yayınevi gibi ilgilenilmeyeceğini bilmeniz gerekir. Parayla basan yayınevi zaten sizden parayı almış, neden ekstra uğraşsın ki? Zaten satacağını düşündüğü bir eseriniz olsa, parasız eserinizi kapmaya çalışır. Unutmayın, karşınızda bir edebiyat akademisi yok, bir ticarethane var.
Diyelim ki sizi kabul ettiler ve eserinizi basacaklar. Yine hemen ümitlenmeyin çünkü bir kitabı en yakın 3 ay, en uzak sonraki yıl basabilirler. Geleneksel yayınevleri yıllık basın takvimi hazırlar, örneğin yılda 15 eser. Sırasıyla o takvime göre basarlar; sizinki sonuncuysa epey beklemeniz gerekir. O yılın takvimine yetişemediyseniz gelecek yıla kalır.
Basılırken internette aktif ve sorunsuz şekilde satılabilmesi için en az 2.000 adet baskı, kitapevlerinde satılabilmesi için en az 10.000 adet basılmış olması gerekir. Bunların altındaysa geçmiş olsun, işiniz biraz şansa kalmış demektir. Çok satan yazarlar arasına girebilmeniz için ilk baskıda en az 10.000 adet basılması şart ki her yerde kitabınız öne çıkabilsin. Türkiye'de 3.000 küsur kitapevi var; her birine 3 kitap bile gönderilecek olsa yetmez. O yüzden seçkin olanlar belirlenir ve her birine yaklaşık 10 adet gönderilir. Yani en az 1.000 kitapevinde 10'ar kitabınızın olması gerekir ki sizi vitrine koyma ihtiyacı hissedilsin.
İlk baskıda 10.000 rakamını tuturdunuz diyelim. Sonraki en önemli konu sözleşme süresi. Eserinizi en az 5 yıl kendilerine bağlayacaklar. Dikkat edin, sizi tamamen mahkûm etmesinler çünkü ilgisiz bir yayınevi yazarlık hayatınızı başlamadan bitirebilir.
Sözleşmeyi de hallettiniz, peki bu işten ne kadar kazanacaksınız? Geleneksel bir yayınevi yeni bir yazar için maksimum kitap fiyatının yüzde 10'u kadar telif verir. Yani 200 TL'lik bir kitaptan siz sadece 20 TL kazanırsınız. O da en iyi ihtimalle, çünkü yüzde 5-7 veren de çok. Özetle 10.000 kitabın tamamı satılırsa elinize muhtemelen 1 yıl sonra 200.000 TL para geçer. Neden 1 yıl sonra? Çünkü çoğu kitapevi yayınevine 3-6 ayda ödeme yapar. Yani kitap yazarak zengin olmak ya da kendini geçindirmek neredeyse hayaldir. Para için kitap yazıyorsanız vazgeçin çünkü size sadece bu işin en iyisi olan geleneksel yayınevlerini anlattım, o da yüzeysel; çoğu sıkıntıdan bahsetmedim bile.
Peki son zamanlarda geleneksel yayınevlerinin kriterleri nasıl değişti?
Artık öyle gerçekten edebi değeri var mı yok mu diye bakmıyorlar kitabınıza. Hepsinden bahsetmiyorum tabii, tek tük vardır hâlâ edebiyata değer veren. Ama şimdilerde değer verilen şey şu: hazır bir kitleniz var mı? Kitleniz yoksa milyonluk bir isim misiniz? Gerçekten artık sadece bu iki kritere bakılıyor. Bir sanatçı, fenomen veya ses getirmiş bir kişilikseniz kitabınız basılıyor çünkü "nasılsa kitlesi alır" mantığı hâkim. Hatta çoğu kitap, ilk taslağından tamamen bambaşka bir hale dönüştürülüyor. Yani yeter ki kitleniz veya paranız olsun, kitabı yayınevi sizin için yazar bile.
Kitle dediğimde de öyle 5-10 bin takipçiden bahsetmiyorum. En az 100-150 bin aktif Instagram hesabınız olmalı, postlarınız en az 5-10 bin beğeni ve 250-500 yorum almalı, piyasada bir bilinirliğiniz olmalı. Yoksa onların istediği "aktif kitle"ye sahip değilsiniz demektir.
2. Yeni Nesil Yayınevleri (Parayla Basan)
Bu yayınevleri size para karşılığı kitabınızı basma garantisi ile gelirler. Kitabın içine eften püften şeyler yazmış olsanız bile parasını verdikten sonra kitabınızı basarlar. Web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, reklamlarında bir sürü editöryal, dağıtım, tanıtım vaadi verirler ama çoğu zaman hiçbiri yerine gelmez. İsteselerde getiremezler çünkü ne o yetkinlikleri, ne o çevreleri, ne de o maddi güçleri var. Kitabınızı basmak için bile sizin 5-10 bin TL'nize ihtiyaç duyan bir yayınevi, size hayal ettiğiniz hiçbir şeyi sağlayamaz.
Ama konuşmaya gelince size yüzde 50'ye kadar telif teklif ederler. Satmayacak bir kitap için yüzde 90 bile teklif edebilirler çünkü dağıtılmayan, tanıtılmayan bir eser yerinde durdukça böyle bir durum zaten hiçbir zaman söz konusu olmayacak.
Size en kötüsünden bahsedeyim: bu tür yayınevleri diğer hiçbir sözünü tutmadığı gibi kitabınızı da çoğu zaman söz verdiği kadar basmaz. O 500-1.000'ler sadece kâğıt üstündedir. Kitap basım sayısı bandrol üzerinden belirlenir; yani bakanlıktan 1.000 tane için bandrol alırlar ama 50-100 basarlar. Size ne kadar gönderilecekse ona göre ayarlarlar. Çoğu online kitapçıda bile "3-4 gün içerisinde tedarik" yazar ve kimse de bilmediği bir kitabı almak için o kadar beklemek istemez.
Anlayacağınız, kitabınız öylesine basılmış olur, başka hiçbir işe yaramaz. Siz aylarca sosyal medyada reklam yaparsınız ama işin sonunda bakarsınız 1 tane satılmış.
Bu nedenle sadece kitabınız basılsın istiyorsanız ve hiçbir beklentiniz yoksa buralardan bastırın ama mümkün olduğunca 100 adetten fazla bastırmayın, paranıza yazık. Bazıları 100 adet ile 1.000 adet arası için çok para farkı koymaz; onlardan uzak durun çünkü kitabınıza nokta bile koymazlar ama "emek" zırvası atarlar, hepsi yalan dolandan ibaret.
Bir de şuna mutlaka dikkat edin: kitap bastıracağınız yayınevi Kitapyurdu'nda ve D&R'da var mı, tüm basılan kitapları oralarda yayınlanıyor mu? Eğer yoksa uzak durun. Özellikle Kitapyurdu, işini düzgün yapmayan yayınevlerini listeden çıkarır ve kitaplarına yer vermez. Hatta yayınevinin kendi sitesinde yüzlerce kitap var ama Kitapyurdu'nda onlarcaysa, onlardan bile uzak durun çünkü hayır gelmez. Rezil olduğunuzla kalırsınız.
3. Doğrudan Yayıncılık (KDY)
Eğer yeni başlayan bir yazarsanız, kitleniz veya paranız yoksa en mantıklı kitap bastırma şekli budur. Sistemlerine kayıt olursunuz, sözleşmeleri onaylarsınız ve kitabınızı yüklersiniz. Eğer ağır edebi kusuru yoksa kitabınızı baskı haline dönüştürüp yüklemenizi isterler ve yüklediğinizde kitabınız yayınlanır. YouTube'da nasıl yapılacağını anlatan çok kişi var; izlerseniz hiç para vermeden kitabınızı çıkarmanız mümkün. "Ben yapamam" diyorsanız KDY'nin kendi içinde ajanslar var ya da bireysel olarak bu işi yapanlar var; onlardan fiyat alarak uygun bir bütçeyle kitabınızı yayınlatabilirsiniz.
Burada her şey toz pembe mi? Tabii ki değil. KDY sadece kitabınızı Kitapyurdu'na ekler, başka yerde satılmaz. Size kitabınızdan hediye etmez, kendiniz indirimli satın alırsınız. Kitabınız toplu basılmaz, sadece sipariş geldikçe basılır ve gönderilir; ilgi görürse 5-10 adet basıp aynı gün kargo ile gönderilir.
Bunlara rağmen en mantıklı olan yine budur. Çünkü diğer yayınevlerinde kitabınızın ne kadar sattığını hiçbir zaman net bilemezsiniz ama KDY panelinize anlık yansıtır. En az parayı harcarsınız ve diğerlerine nazaran hiçbir aksaklık yaşamazsınız. Kitabınızı alacak olan zaten Kitapyurdu'ndan da girip alır. Bunu bahane eden zaten her şeyi bahane edebilir.
Peki Kitaptan Para Kazanılır mı?
Sözün özü: eğer gerçekten büyük kitlelere sahip değilseniz kitap kazandırmaz. Kitle sahibiyseniz kesin kazandırır mı? Hayır, garanti değil. Sizi zengin eder mi? Hayır, etmez. Edebiyattan gerçek anlamda zengin olan kişi sayısı sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada çok azdır.
Bunun yanında yazdığınız eseri bir dünya klasiği gibi görmeniz sizi büyük hayal kırıklıklarına uğratır. Bunu yapmayın. Unutmayın, bu takdiri siz değil okuyucunun vermesi gerekir.
"Ama Kimse Okuyamadı ki, Nasıl Bileceğim?" Diyorsanız...
İşte burada kitap okuma uygulamaları devreye giriyor. Eskiden bu anlamda en güçlüsü Wattpad'di ama şu sıralar ülkemizde kapalı. Zaten ilk zamanlarına göre iyice cinsel içerikli ve edebiyattan çok uzak bir hale dönüştü; öyle ki edebi dünyada Wattpad kitapları aşağılanır oldu.
Bu açığı kapatmak için ülkemizde birçok girişim söz konusu. Bunlardan biri de benim kurucusu olduğum KitapTik.com. Eğer kitle edinmek istiyorsanız kitabınızı KitapTik.com üzerinde yayınlayarak insanların görüşlerini alın.
Unutmayın: yazdığınız eser dünyanın en iyisi bile olsa, kimse okumadıkça hiçbir önemi olmayacaktır. Eserinizi yüklemekten korkmayın, ücretsiz sunmaktan hiç korkmayın, bırakın insanlar sizi keşfetsinler. Ancak böyle insanların aklında yer edinebilir ve o hayalini kurduğunuz "çok satan kitap" hedefinize erişebilirsiniz.
Ve emin olun, kitabınızı ücretsiz dahi sunuyor olsanız, insanlar kitabınızı beğenirse basılı halini almaktan çekinmezler. Buna defalarca şahit olan bir yazar olarak size garanti verebilirim.
Ama eserinizi kendinize saklar, saçma sapan bir yayınevinden çıkarıp oradan buradan reklam yaparak mesaj atarak satılır diye beklerseniz, daha çok beklersiniz ve bütün emeğinizi heba etmenin yanında hüsrana uğrarsınız.
Bu yazı, yılların tecrübesinden süzülerek yazılmıştır. Emeğe saygı olarak yorumlarınızı bekliyorum.